|
<< Magazîn, henek, gilî û gazin >> |
|
|
Dewleta bêbav lotikek li kekê me Mêhdî xist
Zinar Qelemşûr- 25/06/08-Stenbol- Wek tê zanîn serê kekê me Mêhdî Tanrikûlû ji ber weşana pirtûka bi navê “Di pêvejoya Emperyalîstîya Kapîtalîzmê de Tevgera Azadîya Kurdistanê û Rola PKK” bi dewletê re ketibû belayê û herdu alîyan hevdu dabûn ber lotik û pehînan. Mêhdîyê me parêznameyên xwe tim bi Kurdî pêşkêşî dadgeha dewletê dikirin û evê helwestê jî tirr ji hakim û dozgerên Tirko berdida. Lê Hakim û dozgerên dewleta virqo xurt bûn, edalet û hihûqa wan di bêrîka wan de bû, gava ji wan re lazim dibû li gor dilê xwe bikar tanîn û qaşo bi navê hiqûqê zordarîya xwe berdewam dikirin û dikin.
Werhasil, di dawîya encamên çûn û hatinê de, dadgeha dewleta qûnek salek û şeş meh hepis dan kekê me Mêhdî û lotikek lê xistin. Lê Mêhdîyê me wek beranê kol lingê xwe li erdê dixe û serê xwe ji dadgehê re natewîne, ji ceza û lotikên wan natirse. De nivîsa wî bi Tirkî bixwînin û hew!
------------------------------------------- Bu gün çıktığım 14. Ağırceza mahkemesinde, Tevn Yayınları olarak, yayıncı olarak yayınlamış olduğum Kapitalizmin Emperyalist Sürecinde Kürt Özgürlük Hareketi Ve PKK’nin Rolü adlı kitaptan dolayı hakkımda açılan mahkeme, bu gün kararını açıklayarak, 7/2 maddesinden 1 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Bu dava ve kararı kabuledilmez olan kendisi antidemokratik ve terör olan bir dava ve sonuç oldu. Yasaların hiçbir soysal yorumunu içermeyen bu dava, türkiye’deki antidemokratik uygulamaları, düşünce özgürlüğü alanında ne kadar ikiyüzlü bir uygulama içerdiğini gözler önüne sermektedir.
Türkiye’de, Genel Kurmay başkanlığının atanmasının, seçiminin yaklaştığı bir süreçte bu davanın ceza kararına bağlanması, Türkiye’de demokratikleşme alanında ciddi sıkıntılara işaret etmektedir. Halen toplumsal bunalımdan medet uman bir avuç insan grubunun, Türkiye’yi kendi çiftliği gibi değerlendirme yaklaşımını, biz Kürt toplumu olarak red ediyoruz. Türkiye’deki bütün topluımsal sıkıntı ve bunalımların kaynağı durumundaki Genel Kurmay’ın bu seferki atanmasını ve seçiminin, Kürt toplumunun demokratik talepleri ve hassasiyetleri dikkate alınarak yapılmak durumundadır. Bunun başında kuşkusuz Kürtçeye saygı gelmektedir. Kürtçe bilmeyen ve Kürtçe konuşmayan bir Genel Kurmay Başkanı, Türkiye’yi temsil etmekten uzak kalacaktır.
Dar bir grubun başkanı olacaktır sadece, yani şimdi olduğu gibi. Bu açıdan, Kürtçe bilmeyen bir Genel Kurmay Başkanı, Kürt toplumu olarak bizim reddimiz olacaktır. Kürtçe bilmeyen bir Genel Kurmay Başkanı, Türkiye’nin demokrasi timsali olamayacağı bakımından, toplumsal barışın güvencesi olamayacaktır.
Bu açıdan, mevcut kadrolar içinde Kürtçe bilen biri yoksa, Kürt halkının kendi adayını belirlemesi, Kürtçe-Türkçe bilmek kaydıyla belirleme hakkı meşru bir istem olacaktır. Gelinen aşamada, mevcut olan kadroların demokratik uygulamayı geliştirmeleri, demokratik reform ve Kürt sorunuında demokratik çözüm, değişim dönüşüm geliştirmeleri çok zor. Bunak sultan yaklaşımıyla, buna sosyaliteleri de el vermiyor, ufukları yetersiz ve adalet anlayışları çağdışı. Zira halen kitaplar hakkında davaların açılabildiği, cezaların verilebildiği bir Türkiye sorunsallığında yaşıyoruz.
Selam ve saygılar Mehdi Tanrıkulu 23 haziran 2008
|
|